Copyright 2017 - COĞRAFYA HAYATTIR

  Türkiye’nin Harikaları

Ülkemiz, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar Dünya Miras Listesine 16 adet varlığımızın alınmasını sağlamıştır.

Dünya Miras Listesinde Türkiye

 

 

İnsanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal sitleri dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. UNESCO’nun 17 Ekim – 21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 16. Genel Konferansında sorunun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar verilmiş ve 16 Kasım 1972’de “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiştir. Türkiye, bu sözleşmeyi 23 Mayıs 1982 tarihinde onaylanmış ve 1983 yılında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.


Dünya genelinde Dünya Miras Listesine kayıtlı 142 devlet içinde 851 adet kültürel ya da doğal varlık bulunmaktadır. Bunların 660 tanesi kültürel/arkeolojik sit,166 tanesi doğal sittir. 25 tanesi ise karma (kültürel/doğal) sittir. Her yıl gerçekleşen

Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artmaktadır.

Somut Olmayan Kültürel Miras:

SOKÜM (SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS) VE KORUNMASI SÖZLEŞMESİ:

 UNESCO’nun 2003 yılında toplanan 32. Genel Konferansında Türkiye’nin de olumlu oyuyla büyük bir çoğunlukla kabul edilen “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi”, öz olarak 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Sözleşmesinin eksik bıraktığı somut olmayan kültür alanlarının dikkate alınmasıyla ortaya çıkmıştır.
 1972 tarihli Sözleşmeye taraf olan ülkeler, maddî kültür varlıklarının korunması yönünde gösterdikleri duyarlılığı, “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesine” taraf olarak somut olmayan kültür varlıklarına da göstermiş olacaklar ve böylece korunması gereken kültür değerleri, bir bütün halinde dikkate alınmış olacaktır.
Bu konudaki eksikliği gidermek amacıyla UNESCO bünyesinde çalışmalar yapılmış ve 29 Eylül - 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te toplanan 32. Genel Konferansta somut olmayan kültürel mirasla, somut kültürel miras arasındaki köklü ve karşılıklı bağ da göz önünde bulundurularak Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kabul edilmiştir.


Sözleşme ile:
1. Uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler gibi somut olmayan kültürel miras ögelerinin korunması,
2. Koruma hususunda; devlet kurumlarına, kitle iletişim kuruluşlarına ve bireylere kimi sorumlulukların yüklenmesinin yanı sıra ortak bir duyarlılık ve bilinç aşılanması,
3. İnsanlığın somut olmayan kültürel mirasının temsili bir listesinin hazırlanması,
4. Sözleşmenin hedef ve ilkelerinin gerçekleşmesine yönelik yapılacak faaliyetlerin finansmanını sağlamak için Somut Olmayan Kültürel Miras Fonu oluşturulması,
öngörülmektedir.

"Somut olmayan kültürel miras", özellikle aşağıdaki alanlarda belirir:
a) Somut olmayan kültürel mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar;
b) Gösteri sanatları;
c) Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler;
d) Doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar;
e) El sanatları geleneği.

Koruma:

"Koruma" terimi, somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğini güvence altına alma anlamına gelir. Buna kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme, güçlendirme ve okul içi ya da okul dışı eğitim aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarmanın yanı sıra; bu kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması da dâhildir.

Dünya Miras Listesi Amblemi:

Dünya Miras Komitesi tarafından korunan varlıklar, Dünya Miras Listesi Amblemi ile gösterilmektedir. Amblem Belçikalı sanatçı Michel OLYFF tarafından hazırlanmış ve 1978’den beri kullanılmaktadır. Ortadaki kare insan yeteneklerinin ve hayal gücünün sonuçlarını, onu çevreleyen yuvarlak ise doğanın sundukların simgeler; amblemin yuvarlak oluşu, dünya mirasının küresel olarak korunmasını ifade eder.

Dünya Miras Listesi Oluşturulurken Kullanılan Kriterler:

Dünya Miras Listesi'nde yer alma kriterleri düzenli olarak güncellenmektedir ancak listede yer alan her varlığın aşağıdaki kriterlerden en az birine uyması ve özgün olması beklenir

1. Yaratıcı insan dehasının ürünü olması.

2. Belli bir zaman diliminde veya kültürel mekânda, mimarinin veya teknolojinin, anıtsal sanatların gelişiminde, şehirlerin planlanmasında veya peyzajların yaratılmasında, insani değerler arasındaki önemli etkileşimi göstermesi.

3. Kültürel bir gelenek veya yaşayan ya da kayıp bir uygarlığın tek veya en azından istisnai tanıklığını yapması.

4. İnsanlık tarihinin bir veya birden fazla anlamlı dönemini temsil eden yapı tipinin ya da mimari veya teknolojik veya peyzaj topluluğunun değerli bir örneğini sunması.

5. Bir (veya birden fazla) kültürü temsil eden geleneksel insan yerleşimine veya toprağın kullanımına ilişkin önemli bir örnek sunması ve özellikle bu örneğin, geri dönüşü olmayan değişimlerin etkisiyle dayanıklılığını yitirmesi.

6. İstisnai düzeyde evrensel bir anlam taşıyan olaylar veya yaşayan gelenekler, fikirler, inançlar veya sanatsal ve edebi eserlerle doğrudan veya maddeten bağlantılı olması.

Listeden Çıkartılma:

Dünya Mirası Listesi'nde yer alan varlıklar,

 1. Listede yer almalarına neden olan niteliklerini kaybedecek derecede bozulursa,

 2. Aday gösterilirken karşı karşıya oldukları tehlikelere karşı adaylık dosyasında önerilen önlemleri öngörülen zamanda almazlarsa, Listeden çıkarılırlar

 

UNESCO Türkiye'den 16 kültürel varlığı Dünya Miras Listesine eklemiştir.

1. Göreme Tarihi Milli Parkı ve Kapadokya:

Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur. Hititler, Asur, Kaloniler, Frig, Tabal, Med, Pars, İskender Sultası, Selevkus, Bizans, Selçuk, Karamanlı ve Osmanlı dönemlerinde iskân görmüş olan bu yörenin en önemli özelliği; Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgâr ve su aşınması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekânlardır. Göreme, özellikle 7–13. yüzyıllar arasında baskılarından kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir. Volkanik tüflerden oluşan peri bacaları ile birlikte yüzyılların birikiminin buluştuğu bu doğal ve kültürel miras, Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır.

 

2. Divriği Ulu Camii ve Melike Turhan Darüşşifası:

Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar inmektedir. Yöre, Mengücek oğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Turan Melek Şah tarafından camii ile birlikte 1228–1229 yıllarında yaptırılmıştır. İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli bir türbeye sahip bir cami ve ona bitişi bir hastaneden oluşmaktadır. Yapılar, mimari özelliklerinin yanısıra, sergilediği Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

 

3. İstanbul'un tarihi yerleri:

İ.Ö. 7. yy'da kurulan İstanbul'un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrile kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır. Kent, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle tarihi boyunca kentte hüküm süren uygarlıklar için daima çok önemli olmuştur. Bu özellikleri ile kent, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorlulara başkentlik yapmıştır. Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. İstanbul'un tarihi yerleri Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Süleymaniye Camii ve Çevresi, Zeyrek Camii (Pantocrator Kilisesi) ve çevresi Kara suları, Bozdoğan Kemeri ve Haliç olarak tanımlanmıştır.

 

4. Hattuşaş (Boğazköy):

 

1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınan Çorum, Boğazköy’deki Hattuşa, Hitit İmparatorluğunun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur. Önceleri ilk sahipleri olan Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra “Hattuşa” adını aldı. M.Ö. 1700’lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşa, yine Anitta tarafından yıkıldı. Yazılı kayıtlarda Anitta ilk Hitit kralıdır. Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir, I. Hattuşili tarafından tekrar kurularak 400 yıldan uzun bir süre hüküm sürecek olan bir uygarlığın başkenti haline getirildi. Coğrafi olarak içinde bulunduğu alan şehre doğal koruma sağlamaktadır. Günümüzde görülebilen kalıntıların büyük çoğunluğu Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine aittir. Bu kalıntılar arasında tapınaklar, kraliyet konuları ve surlar sayılabilir.

5. Nemrut Dağı:

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde 2150 m yüksekliğindeki Nemrut Dağı yamaçlarında M.Ö. 69–36 yıllarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrıları ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. Doğu terası kutsal merkezdir ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunmaktadır. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmıştır ve 8–10 m. yüksekliktedirler.

6. Hierapolis–Pamukkale:

 

Denizli’ye 22 km. uzaklıktaki Hierapolis (Pamukkale), yeraltından fışkıran sıcak su kaynaklarının oluşturduğu etkileyici travertenlerinin ve şelalelerinin yanı sıra, Roma ve Bizans dönemi arkeolojik kalıntılarıyla önemli bir yerleşimimizdir. Çökelez Dağı’nın güney eteğinde yer alan ve kalsiyum oksitli kaynak sularının birikimiyle oluşan pamuk beyazlığındaki plato, etkileyici bir görünüme sahiptir. Kalsiyum tuzları ve karbondioksit gazı içeren 35° sıcaklıktaki termal suyunun, yüzyıllardan beri çeşitli hastalıkları iyileştirici etkisine inanılmış ve şifa arayan insanların en önemli uğrak yerlerinden biri olmuştur. Bu ilgi, kaynakların etrafında Hierapolis adıyla bir yerleşimin oluşmasına neden olmuştur.

Hierapolis’in ilk tanıtımları, J. Spon, G. Wheler, R. Pococke, R. Chandler, L. de Laborde ve Ch. Texier gibi İngiliz ve Fransız seyyahları tarafından yapılmıştır.

19. yüzyıl sonlarında ilk kazılar Alman arkeoloji heyetinden C. Humann, C. Cichorius, W. Judeich ve F. Winter tarafından yapılmış ve 1898 yılında yayımlanmıştır. 1957 yılında, Paolo Verzone başkanlığındaki İtalyan heyetince bilimsel kazılara ve restorasyon çalışmalarına başlanmıştır; benzeri çalışmalar günümüzde de Daria de Bernardi Ferrero başkanlığındaki İtalyan heyeti tarafından sürdürülmektedir.

                                        

7. Xanthos–Letoon:

Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyü yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi. M.Ö. 545’te Perslerin egemenliğine girene kadar bağımsız olan kent, bundan yaklaşık olarak yüzyıl kadar sonra tamamıyla yanmıştır. Bu yangından sonra şehir tekrar inşa edilmiş, hatta M.Ö. II. yy.’da Likya Birliğinin başkenti olma görevini üstlenmiştir. Daha sonra Romalıların kontrolüne giren kent, bundan sonra Bizans egemenliğine girmiş ve 7. yy.’daki Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinde kalmıştır. Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönem etkilerini gösteren bu merkez 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınmıştır.

 

LETOON

Xanthos’a 4 km. uzaklıkta bulunan Letoon, Antik Çağda Likya’nın dini merkezi konumundaydı. Bu kutsal alanda Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte, bir manastır, bir çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır. Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağıdır ve 30.25 m’ye 15.75 m. büyüklüğündedir. Doğuda yer alan Dor tarzında yapılmış olan Apollo tapınağı, Leto tapınağından daha az korunmuş durumdadır ve 27.90 m.’ye 15.07 m. boyutları ile daha küçüktür. Her iki tapınağın ortasında yer alan ve en küçük tapınak olan Artemis tapınağı 18.20 m.’ye 8.70 m.’ye boyutlarındadır. Letoon, Xanthos ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

 

8. Safranbolu, Karabük:

Karadeniz kıyılarını, Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde yer alan tarihi Safranbolu Şehri, coğrafi konumu nedeniyle çok eski devirlerden beri yerleşim görmektedir. 14. yy.’nın başlarından bu yana Türklerin hâkimiyetinde olan Safranbolu, özellikle 18. yüzyılda Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuştur. Türk kentsel tarihinin bozulmamış bir örneği olan bu şehir, geleneksel şehir dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit olarak ilan edilen ender kentlerden biri olarak Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

Safranbolu Dünya Miras Şehirleri Organizasyonunun (OWHC) aktif bir üyesi olup, 2000 yılında da OWHC Yönetim Kurulu toplantısına ev sahipliği yapmıştır.

9. Truva (antik şehir):

                                            

Truva, dünyadaki en ünlü arkeolojik kentlerden birisidir. Truva’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Truva’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000–2500 ile erken Bronz Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yy’a tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir. Truva, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Truva ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir. İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W. Dörpfeld, C.W Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılan halen Tübingen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Manfred Korfmann tarafından sürdürülmektedir. Korfmann ve ekibinin sürdürdüğü kazılarda halen önümüze sonsuz bilgiler sunan Truva 1998 yılından bu yana Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

Zengin bir kültürel ve tarihi mirasa sahip olan ülkemiz eşsiz doğal güzelliklere sahiptir.

Dünya Miras Listesinde yer alan 9 adet varlık Türkiye’nin sahip olduğu zenginlikler dikkate alındığında olması gerekenin çok altındadır.

 

 10. Selimiye Cami ve Külliyesi (16. yy)

Mimar Sinan’ın Ustalık Dönemi eseri ve mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri olan Selimiye Camii ve Külliyesi 16. yy.’da Sultan III. Selim adına yaptırılmıştır. Ustalık, işçilik ve malzemesi ile Türk mermer işlemeciliğinin seçkin bir örneği olarak adaylık için önerilmektedir.

 

11. Diyarbakır Kalesi ve Surları (12. yy)

Diyarbakır Kalesi 5.500 metre uzunluğundaki surları ile Dünyada Çin Seddi’nden sonraki en uzun ve en korunmuş şehir surları ve hala yaşattığı ortaçağ havası ile Dünya Miras Listesine önerilmektedir.

12.Bursa ve Cumalıkız Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri (13. yy. 15. yy)

İlk kez M.Ö. 200 yılında yerleşim görmüş olan Bursa, Roma ve Bizans dönemlerinden sonra Osmanlıların ilk başkenti olarak en görkemli yıllarını yaşamıştır. Osmanlıların ilk altı padişahı döneminde yapılmış olan 127 cami, 45 türbe, 34 medrese, 25 han, 37 hamam ve 14 imarethane ile Bursa Merkezi ve Osmanlıların Bursa’yı fethi sırasında lojistik destek görevi gören gelenekleri, geleneksel mimarisi ve yaşam biçimi ile Osmanlı köyü olarak yaşayan Cumalıkızık Köyü adaylık listesinde yer almaktadır. Özellikle Bursa İl merkezinin listede yer alması Türk-İslam mimarlığının dünyaya tanıtımı açısından da yararlı olacaktır.

 

13. Ani Arkeolojik Alanı (Kars)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kars ili, Merkez İlçesi sınırları içinde, Türkiye ve Ermenistan sınırında yer alan Ani Arkeolojik Alanı, Erken Demir Çağından 16. yüzyıla kadar yerleşimin sürekli olduğu, Orta Çağ’ın şehircilik, mimarlık ve sanat açısından gelişiminin tüm zenginlik ve çeşitliliğinin bir arada görüldüğü çok kültürlü bir İpek Yolu yerleşimidir. İçkale’de 4. yy’da başlayan yerleşim, kapalı kent modelinden açık kent modeline geçişin bölgedeki ilk örneğini belgelemesi bakımından önemlidir. Yerleşimin yoğun ticaret akslarının üzerinde yerleşmesi, ilerleyen zamanlarda çok kültürlü bir ticari merkez olarak gelişmesine neden olmuş, bu da kenti Ermeni, Gürcü, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin buluşma noktası haline getirmiştir. Bu karşılıklı kültürel etkileşimin sonucu olarak ortaya çıkan mimari tasarım fikirleri, inşaat malzemeleri ve teknikleri ve dekorasyon ayrıntıları ise, daha sonra tüm Anadolu’ya ve Kafkasya’ya yayılacak olan Ani’ye özgü bir mimari dilin oluşumuna neden olmuş ve sürekli dönüşen bir kentsel peyzaj içinde özgün mimari anıtlar üretilmiştir. Bu özellikleriyle Ani Arkeolojik Alanı 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

14. Efes (İzmir)

Dünya Miras Listesine alınan “Efes” Dünya Miras alanı; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi olmak üzere dört bileşenden oluşmaktadır.
Antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan Efes, tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler ve Osmanlı dönemleri boyunca yaklaşık 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmüş ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel ve ticari merkez olmuştur.
Helenistik ve Roma Döneminin üstün kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan simgeleri barındıran Efes’te farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örnekleri bulunmaktadır. M. Ö. 8. yüzyıla tarihlenen ve Antik dönemin yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision, Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği yer olan Meryem Kilisesi, İsa’nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncili’ni Efes’te yazan St. John’ın mezarı üzerine inşa edilen Bazilika gibi Erken Hristiyanlık dönemine şahitlik eden benzersiz eserleri, günümüzde Hristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Evi ve Beylikler döneminde inşa edilen İslam yapıları ile Efes aynı zamanda dini tarih açısından da bugün hala ayakta olan benzersiz bir birikim sunmaktadır.

 

15. Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir)

Dünya Miras Komitesinin 38. Dönem Toplantısında Kültürel Peyzaj kategorisinde Dünya Miras Listesine alınan ve Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, Pergamon (çok katmanlı kent), Kibele Kutsal Alanı, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, Tavşan Tepe, X Tepe, A Tepe ve Maltepe Tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşmaktadır.

Kale Dağı’nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneğini temsil etmektedir. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, agora ve gymnasion yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Helenistik Bergama Krallığının başkenti olan kent, önemli bir eğitim merkeziydi. Daha sonra Roma İmparatorluğunun Asya Eyaleti başkenti olan Bergama, döneminin en önemli sağlık merkezlerinden Asklepion’a ev sahipliği yapmıştır.

Çevresindeki kültürel peyzaj ile birlikte Helenistik ve Roma Dönemlerine ait pek çok istisnai örneği içerisinde barındıran kent, özellikle Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait katmanlar üzerinde yayılmış olan Osmanlı dönemi mimarisine ait pek çok cami, han, hamam ve ticari merkez ile de önemini korumuştur. 

 16. Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya)

İnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Çatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosu’nda yaklaşık 14ha.lık bir alan üzerinde yer almaktadır. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, M.Ö. 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise M.Ö. 6.200 ve 5.200 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir. Bu özellikleriyle Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır.

Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim ünik bir özellik sergilemektedir. Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti, kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

 

DİĞER ALANLAR

 

1. Konya Selçuklu Başkenti

 12. ve 13. yy.’da Selçuklu Türklerinin başkenti olan Konya, Selçukluların Asya’dan getirdiği sanatsal öğelerin ve taş işçiliğinin en görkemli eserlerini barındırır.

Konya Kalesi, Alaeddin Camii, Sırçalı Medrese ve birçok irili ufaklı camii ve mezar Konya’daki Selçuklu anıtlarının örnekleridir. Halen yaşayan bir kent olarak Selçuklu mimarisi, uygarlığı ve kültürel geleneklerinin tek örneğidir.

2. Alanya Kalesi ve Tersanesi

Alanya’nın Helenistik dönemlere dek tarihlenen kalesi Roma, Bizans ve son olarak da Selçuklulara ev sahipliği yapmıştır. Kalede bulunan Selçuklu sarnıcı, Bizans Kilisesi, Sultan Sarayı ve Selçuklu hamamı kalıntıları geleneksel kent dokusuyla bütünleşmiştir. Tarihi Alanya Tersanesi ise Selçuklular tarafından yapılmış ve bugüne dek korunabilmiş tek tersane olma özelliğini taşımaktadır.

 

3. Selçuk Kervansarayları Denizli – Doğubayazıt Güzergâhı (13. yy)

Orta Asya’daki göçebe Türk boylarının geleneksel yaşam biçiminden esinlenerek Selçuklu Dönemi kültür ve mimarisinde önemli bir yer tutmuş olan kervansaraylar ve hanlar en çok bu dönemde çeşitlenmiş ve Anadolu mimarisini de etkilemiştir. Ülkemizin sınırla dışında Asya’ya da uzanan bu güzergâh üzerinde yer alan kervansaray ve hanlar Denizli-Doğubayazıt kervan yolu örneklenerek Dünya Miras Listesine “Kültürel Peyzaj” olarak önerilmektedir.

Güzergâhta Yer Alan Önemli Han ve Kervansaraylar:

Akhan, Pınarbaşı Han, Eğridir Han, Pınarpazarı Hanı, Kantarcı Han, Obruk Han, Oklu Han, Sultan Han (1),Akhan, Ağzıkarahan, Sünnetli Han, Sikre Han, Ertokuş Han, Kireli Han, Elikesik Han, Kavak Han, Kuruçeşme Han, Altınapa Han, Sadettin Han, Zincirli Han, Akbaş Han, Öresin Han, Han Camisi, Sultan Han(2),Şahruk Köprüsü Han, Lala Kervansarayı, Gedik Han, Latif Han, Mugar Han, Cibci Han, Pervane Han, Kargı Han, Köprüköyü Hanı, Mamahatun Kervansarayı, Hacı Bekir Han

4. İshakpaşa Sarayı (17. yy)

 18. yy’da inşa edilen ve Topkapı Sarayı’nın küçük bir örneği olan İshak Paşa Sarayı taş oymacılığı ve bezemelerinde hanlar ve kervansaraylar güzergâhı üzerinde yer alması nedeniyle İran’dan Anadolu Selçuklu devletine, Gürcistan’dan Kafkasya’ya kadar çok değişik kültürlerin izlerini taşımaktadır ve özellikleri ile Dünya Miras Listesine önerilmektedir.

 

5. Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri (17. yy – 19. yy)

Peygamberler Şehri olarak bilinen Şanlıurfa, Yukarı Mezopotamya’nın bereketli ovalarında kurulmuş tarihi bir yerleşimdir ve yöresel mimari ve geleneksel taş işçiliğinin en güzel örnekleri olan çok sayıda tarihi, dini, resmi ve sivil mimari örnekleriyle bezenmiştir.

Kentin güneyinde yer alan Harran ise tarihi şehir surları, geleneksel konik çatılı kerpiç evleri ve birçok İslam âlimini yetiştiren Harran İslam Üniversitesi ile benzersizdir.

 

6.Mardin Kültürel Peyzaj Alanı (13. yy)

Doğal yapı ile insan etkileşimi sonucu ortaya çıkan taş mimarisinin benzersiz dini ve geleneksel yapılarını barındıran Mardin, bir ortaçağ kenti görünümüyle “kültürel peyzaj alanı” olarak Dünya Miras Listesine önerilmektedir.

 

7. Ahlât Eski Yerleşimi ve Mezar Taşları (12. yy – 13. yy)

 

Van gölü kıyısında yer alan ve tarihi Urartulara kadar inen Ahlât yerleşimi ve Selçuklu dönemi taş işçiliği, inanışları ve yaşam biçimini en güzel şekilde yansıtan mezar taşları ve anıt eserleri ile Dünya Miras Listesine önerilmektedir.

 

8.Sümela Manastırı (5. yy – 19. yy)

 Altındere Vadisi’nin dik yamaçlarında doğal yapı ile bütünleşen manastır kompleksi tasarım, malzeme, mimarlık ve işçilik açısından eşsiz bir yapı olarak adaylar arasında yer almaktadır.

9.Alahan Manastırı (7. yy)

 M.Ö. 5. yy başlarında yapıldığı bilinen ve doğal yapı ile bütünleşmiş olan Alahan Manastırı, bir manastır ve ona bağlı kilise ile müştemilat yapılarından oluşmakta ve malzeme, tasarım ve yapıdaki süslemeleri ile Bizans Dönemi dini mimarisinin ender örneklerinden biri olarak Dünya Miras Listesine önerilecek adaylar arasındadır.

10.St. Nicholas Kilisesi (7. yy – 8. yy)

St. Paul’un doğum yeri olarak bilinen Tarsus St. Paul Kilisesi ve kuyusu ruhani bir merkez olarak mevcut geleneksel kent dokusu ile bütünleşmiş biçimiyle, Dünya Mirası endikatif listesindedir.

11.St. Paul Kilisesi, St.Paul’s Kuyusu ve Çevresi

St. Paul’un doğum yeri olarak bilinen Tarsus St. Paul Kilisesi ve kuyusu ruhani bir merkez olarak mevcut geleneksel kent dokusu ile bütünleşmiş biçimiyle, Dünya Mirası endikatif listesine aday olarak önerilmektedir

12. Kekova

Akdeniz Bölgesinde yer alan Kekova Adası, arkeolojik Üçağız ve Kaleköy yerleşmeleri ve adayı çevreleyen batık kentin yanı sıra, gerek görsel, gerekse doğal özellikleriyle Dünya Miras Listesine aday olarak gösterilmektedir.

13.Güllük Dağı – Termessos Milli Parkı

Denizden yaklaşık 1050 m. yükseklikte Antalya’nın kuzeyinde dağlar arasında gizli Termessos (Güllük Dağı Milli Parkı) antik kenti, yerleşim biçimi, savunma sistemleri ile doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanan kentlerden biridir.

Güllük Dağı’nın dik yamaçları ise Güver Uçurumu ve tipik Akdeniz bitki örtüsünün yanı sıra soyu tükenmekte olan hayvanları da barındıran özel bir bölgedir.

KAYNAK:

Yukarıda bulunan çalışma,Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait www.kultur.gov.tr  sitesinden yararlanarak hazırlanmıştır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

f t g m

Sitemizde bulunan içerikler izin alınmadan başka bir ortamda TİCARİ amaçla kullanılamaz.

Hak sahipleri tarafından talep edilen dosyalar site yönetimine bildirildiğinde kaldırılacaktır.