Copyright 2017 - COĞRAFYA HAYATTIR

 

Türkiye’de Akarsular Ve Oluşturduğu Şekiller

Türkiye’nin Akarsuları

       Potamoloji : Akarsuları inceleyen bilim dalıdır.

Akarsu Havzası : Akarsuyun bütün kollarıyla birlikte su topladığı alana akarsuyun havzası denir. Sularını denize ulaştıran akarsuların oluşturduğu havzaya açık

havza, sularını denize ulaştıramayan akarsuların oluşturduğu havzalara kapalı

havza denir.

Akarsu Havzasının Genişliği :  Ana akarsuyun boyuna, iklim şartlarına, ülke genişliğine ve yüzey şekillerine bağlıdır.

Akarsu Rejimi: Bir akarsuyun, yıl içerisinde gösterdiği akım değişikliğine ya da su seviyesindeki değişimlere rejim denir.

Su Bölümü Çizgisi :  Akarsu havzalarını birbirinden ayıran sınırdır.

Taban Seviyesi :  Akarsuyun döküldüğü deniz veya okyanus yüzeyine taban seviyesi denir. Akarsu aşındırması bu seviyeye kadar devam eder ve son bulur.

(Mutlak Kaide Seviyesi) Göl veya kapalı çukurluk bir akarsu için kaide seviyesi oluşturursa buna yerel kaide seviyesi denir.

Akarsuyun Debisi ( Akım ) : Bir akarsuyun belli bir alanından bir saniyede geçen su miktarına akarsuyun akımı (debisi) denir. (m3/sn) Eğim, yatak genişliği, su miktarı, taşıdığı yük, beslenme kaynakları ve genel olarak iklim etkilidir.

Denge Profili :  Akarsuların yataklarını ağız bölümünden kaynağına geriye doğru

aşındırarak düzleştirmesiyle oluşur. 

Denge Profiline ulaşmış akarsularda : Akış hızı, hidroelektrik potansiyeli ve aşındırma gücü azalır. Bu akarsular taşımacılığa elverişlidir. 

Akarsular boyutlarına göre küçükten büyüğe doğru : Dere, çay ve ırmak

 

Akarsularımızın Genel Özellikleri

1. Türkiye’nin bir yarımada ülkesi olması ve dağlarımızın genellikle kıyılarımıza paralel uzanması nedeniyle boyları çoğunlukla kısadır.

2. Tamamı Türkiye’de bulunan en uzun akarsuyumuz Kızılırmak’tır.  Sınırlarımız dışındaki uzunluğu düşünüldüğünde en uzun akarsuyumuz Fırat’tır.

3. Akarsularımızın taşıdıkları su miktarı düşüktür. Bunun temel nedeni, yağış miktarının az olması ve akarsu havzalarının dar olmasıdır.

4. Yatak eğimleri fazla, akış hızları yüksektir. (Anadolu’da Dördüncü Jeolojik Zaman'da yaşanan  toptan yükselme) Bu nedenle derine aşındırma güçleri ve hidroelektrik potansiyelleri fazladır. Aynı nedenle ulaşıma elverişli değildirler.  Bartın Irmağı kısa mesafede taşımacılığa imkân verir. Bol miktarda alüvyon taşırlar. Bu nedenle zengin birikim şekilleri meydana gelmiştir.

5. Akarsularımızın rejimleri genel olarak düzensizdir.  Bunun temel nedeni iklim özellikleridir.

6. Balıkçılık açısından zengin potansiyele sahiptirler.

7. Güney Marmara Bölgesi akarsuları genel olarak tektonik kökenli havzalara yerleşmişlerdir. Hidroelektrik potansiyelleri düşüktür. Denge profiline yakındırlar.

8. Ege bölgesi akarsuları grabenler (Tektonik) içerisinden akarlar, yatak eğimleri azdır. Hidroelektrik potansiyeli ve aşındırma güçleri azdır. Menderes adı verilen büklümler meydana getirmişlerdir.  Denge profiline en yakın eğime sahip akarsular burada bulunur.

9. Orta ve Batı Toroslarda bulunan akarsular hem yer üstü hem de yer altı ağlarına sahiptir.

10. Karadeniz bölgemizdeki akarsuların genel olarak yatak eğimleri, hidroelektrik potansiyelleri ve aşındırma güçleri fazladır.

11. Akdeniz bölgemizdeki akarsularımızda en yüksek akışa kış aylarında ulaşılır. Ancak bu bölgede karstik kaynaklarla beslenen akarsularımızda yaz aylarında da akış yüksektir. (Manavgat, Eşen)

12. İç Anadolu bölgesi akarsuları en yüksek akışa ilkbaharda ulaşır. Genelde sel rejimli akarsulardır.

13. Doğu Anadolu bölgemizde yağışın kar şeklinde olması kış aylarında akım değerlerinin düşmesine neden olur.

14. Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunan akarsularımız genelde derin vadiler içerisinde akmaktadır. Bu durum tarımsal sulamada zorluklar yaratır.

15. Hidroelektrik enerji potansiyeli en yüksek olan bölgemiz Doğu Anadolu, en az olan bölgemiz ise Marmara'dır.

16. Sanayinin geliştiği alanlardaki akarsularımızda kirlilik fazladır.

Akarsular, yeryüzünün şekillenmesinde en etkili dış kuvvetlerdir. Ülkemizde bulunan akarsular, aşındırma ve biriktirme faaliyetlerini günümüzde devam ettirmektedirler. Tür­kiye'nin şekillenmesini sağlayan akarsular, yer şekillerinin oluşumunu, aşındırma ve biriktirme yoluyla meydana getirirler.

 

Denge Profili: Akarsu yatağının taban seviyesine(0m-Deniz seviyesi) ulaşması sonucunda ortaya çıkan profile denge profili denir. 

Denge Profiline Ulaşmış Bir Akarsuyun Özellikler:

1.Yatak eğimi azalmıştır.

2.Akış hızı yavaşlamıştır

3.Aşındırma gücü azalmıştır

4.Biriktirmesi artmıştır

5.Enerji potansiyeli azalmıştır

6.Eğim iyice azaldığından, üzerinde taşımacılık yapılabilir

Aşındırmayı artıran koşullar:

1. Su miktarının fazlalığı

2. Akış hızının (eğimin) fazlalığı

3. Yük miktarının çokluğu

4. Bitki örtüsünden yoksunluk

5. Arazinin dirençsizliği

Biriktirmeyi Etkileyen Koşullar:

1. Yatak eğiminin (hızın) azalması

2. Su miktarının azalması

3. Yük miktarının artması

 

Akarsuların Oluşturdukları Aşındırma Şekilleri

 

Akarsuların oluşturdukları başlıca aşındırma şekilleri: Vadi, Menderes, Dev kazanı, Peribacası, Kırgıbayır, Plato, Peneplen dir.

1. VADİLER: 

Türkiye’de ortalama yükseltinin fazla oluşu ve dağların fazla yer kaplaması akarsu aşındırmasının etkili olmasına neden olmaktadır. Yurdumuzda akarsu aşındırmayla oluşan en önemli şekiller vadilerdir. Eğimin fazla olduğu yerlerde derine aşındırma fazladır, dar ve derin vadiler oluşur. Eğimin azaldığı yerlerde yanlara aşındırma artar yatık yamaçtı vadiler oluşur.

 

YARMA(BOĞAZ)VADİ

Dağların enine aşındırılmasıyla iki yanda bulunan çukur alanların birleştirilmesiyle meydana getirilir. Yurdumuzda, özellikle Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileriyle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki akarsu vadilerinde yaygın olarak görülür.

 

KANYON VADİ

 Yatay tabakalı arazilerde, özellikle kalkerli ya da volkanik arazilerde akarsuların derine aşındırmasıyla meydana gelir. Yurdumuzda, Torosların kalkerli alanlarında ve özellikle Göksu vadisi boyunca yer alırlar. Antalya’daki Köprülü Kanyon en güzel örneklerinden biridir.

 

YATIK YAMAÇLI VADİ

 Akarsuların yana doğru aşındırmasının güçlü olduğu alanlarda bir yamacı daha fazla aşındırmasıyla meydana gelirler.

 

TABANLI VADİ

 

 

Eğimin azalmasına bağlı olarak, derine aşındırmanın azalması, yana doğru aşındırmanın artmasıyla vadi yamaçları yatıklaşır. Bu tip vadilere tabanlı vadi denir. Kızılırmak, Sakarya ve Ege Bölgesi’ndeki akarsu vadileri genelde bu biçimdedir. Genelde diğer akarsuların düzlüklere ulaştıkları yerlerde vadileri geniş tabanlıdır.

 

ÇENTİK VADİ

 Bunlara tabansız vadi, kertik vadi veya çentik vadi isimleri verilir.‘’V’’biçimli vadilerdir. Eğimin fazla derine aşındırmanın çok olduğu yerlerde oluşur. Özellikle Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamaçlarında bunlara rastlanır.

 

2.DEV KAZANI:

 Akarsu yatakları içerisinde çağlayan ve çavlanlarda suyun düştüğü yerlerde oluşan çukurlardır. Küçük göller meydana getirirler. Yurdumuzda Düden ve Manavgat’ta bunlara rastlanmaktadır.

 

3.MENDERES:

Akarsular eğimin azaldığı alanlarda, geniş vadi tabanlarında gücün azalmasına bağlı olarak yanlara doğru aşındırma yapar. Bunun sonucunda zamanla büklümler meydana getirir. Buna menderes denir. Vadi tabanına gömülmüş olan mendereslere gömük menderes.

 

4.PERİ BACASI:

Yarı kurak ve kurak iklim bölgelerinde, sağanak yağışların meydana getirdiği sel sularının yumuşak dirençsiz alanları aşındırarak dirençli kaya ve onun baskısıyla oluşmuş sert kısımların açığa çıkmasıyla oluşan doğal şekillerdir.

 

Peribacalarının oluşumunu sağlayan faktörler:

Volkanik tüflü arazi

Kurak ve yarı kurak iklim

Sağanak yağış

Eğimli arazi

Bitki örtüsünden yoksunluk

Yer yer dirençli kayalar

  Yurdumuzda bu şekiller, Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Ih­lara çevresinde yer almaktadır.

 

5. PLATO:

 

Çevresine göre yüksek olan ve akarsular tarafından derin olarak parçalanmış geniş düzlüklerdir. Dördüncü zamanda yaşanan epirojenik hareketler nedeniyle Türkiye genel olarak yüksek bir ülkedir. Bu nedenle ülkemizde platolar geniş alan kaplamaktadırlar. Platolar genelde yayla olarak ifade edilebilmektedir. Ancak her yayla plato özelliği taşımamaktadır.

 

Oluşumlarına göre platolar:

1. Aşındırma platoları ( Kocaeli Platosu )

2. Tabaka düzlüğü platosu ( Uzunyayla, Cihanbeyli, Haymana )

3. Lav platoları ( Erzurum-Kars çevresinde ve Ürgüp-Nevşehir çevresinde )

4. Karstik platolar ( Taşeli platosu )

 

Yurdumuzda Bulunan Önemli Platolar

 

Plato: Akarsular tarafından derince yarılmış olan,çevresine göre yüksek ve geniş düzlüklerdir.

1. 3. Jeolojik zaman sonu 4. zaman başında Türkiye’de yaşanan epirojenik yükselmeler nedeniyle ülkemizde platolar geniş alan kaplamaktadır.

2. Platolar genelde yayla olarak ifade edilebilmektedir. Ancak her yayla plato özelliği taşımamaktadır.

3. Obruk Platosu karstik şekillere rastlanmasına rağmen oluşum bakımından karstik platolara girmez.

4. Yayla olarak değerlendirilen platolar sosyal ve ekonomik hayat açısından büyük değer taşırlar.

5. Platolarımızı derin olarak yaran akarsular tarımsal sulamada zorluklar oluşturur. (Güneydoğu Anadolu'da Fırat)

6. Bazı platolarımızın oluşumu karma yapılıdır. Şanlıurfa platosunun doğu yarısı volkanik, batı yarısı karstik özellikler taşır.

 

İç Anadolu Bölgesi’nde: Yurdumuzda platolar bakımından en zengin bölgedir. Obruk, Cihanbeyli, Haymana, Bozok ve Uzunyayla başlıca platolarıdır.

Ege Bölgesi’nde: İç Batı Anadolu eşiğinde, Yazılıkaya Platosu

Akdeniz Bölgesi’nde: Orta Toroslarda Taşeli Platosu

Karadeniz Bölgesi’nde: Orta Karadeniz bölümünde, Canik dağlarında yer alan platolar

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde: Gaziantep, Şanlıurfa

Doğu Anadolu Bölgesi’nde: Erzurum-Kars platoları ve Ardahan Platosu yer almaktadır.

Marmara Bölgesi’nde: Çatalca-Kocaeli Platosu

 

Platoların Ekonomiye Katkıları:

1. Alçak platolar, önemli tarım üretim alanlarıdır. Önemli orandaki buğday ve arpa ekim alanları bu

   platolar üzerinde yer almaktadır.

2. Mera hayvancılığının yapıldığı alanlardır. Yazın hayvanların otlatıldığı süt, peynir ve yağ elde edilen alanlardır.

3. Yayla olarak değerlendirilen platolar sosyal ve ekonomik hayat açısından büyük değer taşırlar

 

6. KIRGIBAYIR (BADLANDS):

Kurak ve yarı kurak bölgelerde, bitki örtüsünden yoksun ara­zilerde, sağanak yağışlar sonucunda akışa geçen sel suları yamaçlarda yarıntılar oluşturur. Bu yarıntılardan oluşmuş arazilere Kırgıbayır denir. Son derece parçalanmış, engebeli üzerinde yürünmesi dahi çok zor olan arazilerdir. İç Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak yer almaktadırlar.

 

7. PENEPLEN (YONTUKDÜZ): Akarsuların ve diğer tüm dış kuvvetlerin ortak aşındırma süreci sonucunda meydana gelir. Yüksek yer şekillerinin aşınıp çukur alanlara dolması ile meydana gelen düzleşmeyle ortaya çıkan hafif dalgalı düzlüklere peneplen denir. Tüm dış kuvvetlerin ortak amacı yeryüzünü peneplen durumuna ulaştırmaktır. Peneplen aşınma sürecinin son safhasını meydana getirir.

 

Akarsuların Oluşturdukları Biriktirme Şekilleri

Akarsular aşındırdıkları maddeleri eğim doğrultusunda taşırlar, yatak eğimlerinin azalması durumunda akarsuların taşıma gücü azalır. Taşıma güçlerinin azaldığı yerde taşıdıkları maddeleri biriktirirler. Biriktirmedeki, temel etken yatak eğimin azalmasıdır.

Akarsuların oluşturdukları başlıca biriktirme şekilleri: Delta, Dağ eteği ovası, Birikinti konisi, Dağ içi ovası, Taban seviyesi ovası, Seki, Irmak adasıdır.

 

1. DELTA: Akarsuları taşıdıkları alüvyonları denizin içine doğru biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyal

Deltanın oluşabilmesi için;

* Gel-git olayının belirgin olmaması

* Kıyının sığ olması

* Akarsu ağzında eğimin azalması

* Kıyıda güçlü akıntıların bulunmaması gerekir.

 Yurdumuzdaki başlıca delta ovaları: Çarşamba, Çukurova, Bafra, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük 

  Menderes, Silifke ovalarıdır.

 

2. DAĞ ETEĞİ OVASI: 

 

Dağlık alanlardan inen akarsuların hızı eğimin azalmasına bağlı olarak dağ eteklerinde azalır. Bu alanlarda meydana gelen birikim alanlarına dağ eteği ovası adı verilir.

 

3. BİRİKİNTİ KONİSİ:

Yamaçlardan inen akarsu ve sel sularının eğimin iyice azalmasına, akarsuyun hızının kesilmesine ve taşıma gü­cünün azalmasına bağlı olarak dağ eteklerinde oluştur­duğu biriktirme şekilleridir. Birikinti konileri zamanla gelişerek verimli tarım alanı durumuna gelebilir.

 

4. DAĞ İÇİ OVASI:

Dağlık bölgelerde, dağlar arasındaki ve dağların iç kısımlarındaki düzlük alanlarda eğimin azalmasına bağlı olarak oluşan birikim alanlarına dağ içi ovası adı verilir. Yurdumuzdaki başlıca dağ içi ovaları, Bolu, Muş ve Erzincan ovalarıdır.

 

5. TABAN SEVİYESİ OVASI:

 Akarsuların göllere veya denizlere ulaştıkları yerlerde hızları azalır. Bu nedenle getirdikleri alüvyonları artık taşıyamaz ve akarsuyun aşağı çığırında biriktirerek taban seviyesi ovalarını meydana getirirler.

 

6. SEKİ:

 

Akarsuların alüvyonlarla doldurdukları vadi tabanlarının, gücünün tekrar artması sonucunda yeniden kazılması sonucu akarsu yatağının kena­rında basamaklar şeklinde oluşan şekillere seki denir. Seki eski vadi tabanının parçalarıdır.

 

7. IRMAK ADASI:

Özellikle kurak geçen dönemlerde, akarsu yatağındaki suların azalmasına bağlı olarak yatağın genişlediği yerlerde oluşan kum adalarıdır. Çoğunlukla yağışlı dönemde suların seviyesinin yükselmesiyle ortadan kalkar. Kum adaları akarsuyun taşıdığı su miktarı ve akış hızına bağlı olarak yer değiştirirler. Kum adaları üzerinde yoğun bir bitki örtüsünün bulunması kum adalarının yer değiştirmediğini gösterir.

 

       Kaynak:Tüm Sınavlara Hazırlıkta Haritalarla Türkiye Coğrafyası

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

f t g m

Sitemizde bulunan içerikler izin alınmadan başka bir ortamda TİCARİ amaçla kullanılamaz.

Hak sahipleri tarafından talep edilen dosyalar site yönetimine bildirildiğinde kaldırılacaktır.