Copyright 2017 - COĞRAFYA HAYATTIR

Siyasi Coğrafyanın Coğrafya İlimi İçindeki Yeri ve Konusu

İnsanlar yeryüzünde farklı inanış ve farklı dil grupları oluşturmuşlardır. Sonra bir araya gelerek çeşitli milletleri meydana getirmişlerdir. Her milletin yeryüzünde yaşadığı sınırları belirli bölgeler vardır. Bu bölgelere ülke, üzerinde yaşayan insanların yönetim bakımından organize olmuş haline de devlet denir. Her bir devletin ortaya çıkışı ve özellikleri ayrı ayrıdır. Coğrafi mekanlar üzerinde insanların ortaya çıkarmış olduğu bu siyasal oluşumlar da beşeri coğrafyanın kapsamı içindedir ve siyasi coğrafya adı verilen bir ilmin konusudur.

Siyasi coğrafya yeryüzündeki devletler ile uğraşan bir ilimdir.

 

Bu nedenle:

1- Devletin öncelikle yeryüzündeki mekanı olan ülkesi ve özellikleri,

2- Devletin milletini oluşturan insanların faaliyetleri ve bu milletin nasıl bir araya gelerek devletini oluşturduğu,

3- Devletin bu günkü organizasyonun özelliklerine, iç çalışmalarına, siyasal rejimine ve dış ilişkilerine, dış politikasına özellikle dikkat ederek bunları açıklar.

4- Devletin bu günkü konumundan ve durumundan neticeler çıkararak geleceğe yönelik iç ve dış politika tahmin ve stratejileri yapar.

 

Her bir devletin komşularıyla olan ilişkileri birinci derecede önemlidir. Her bir devlet siyasal, ekonomik ve askeri açılardan güçlü olmak için çaba sarf eder. Siyasi coğrafya devletlere dünyayı, komşularını ve kendi jeopolitik ve stratejik durumunu tanıttığı için günümüzde çok önemli bir ilim haline gelmiştir. Siyasi coğrafya devletlerin dış ve iç politikalarına yön veren bir bilim olmuştur. Siyasi Coğrafyaya jeopolitik adı da verilir.

 

Siyaset yönetme ilmi demektir. Siyasi coğrafya ise devletlerin iç ve dış yönetiminde coğrafyanın etkisini ve rolünü araştırır. Bu konuda yardımcı olur.

 

Siyasi Coğrafya’nın Gelişim Tarihi

1-Siyasi coğrafyanın fikir babasının İbni Haldun (1332-1406) olduğu kabul edilir. Aslen Tunuslu olan İbni Haldun Mukaddime adlı eserinde insan cemiyetlerinden ve devletten bahsetmiştir. Fakat yaşanılan coğrafyanın insan toplulukları ve devletlerin kuruluş ve gelişmelerindeki rolünü de açıklamıştır. Mukaddime adlı eser sosyolojinin alfabesi sayılmaktadır. Aynı zamanda coğrafyanın devletler üzerindeki etkilerinden bahsettiği için siyasi coğrafya konusunda fikirler ileri süren ilk ilim adamıdır. Bu nedenle de siyasi coğrafyanın ilk kurucusu olarak düşünülür.

 

Mukaddime, İbni Haldunun 7 büyük ciltten oluşan Kitab’ül İbar adlı tarih kitabının 1. cildi ve başlangıcıdır.Tarih, coğrafya ve insan cemiyetlerinden bahseder. Mukaddime aynı zamanda sosyolojinin temellerinin atıldığı bir eserdir. Mukaddimedeki bölümlerden biri “ İklimin insanların derilerine ve renklerine etkileri adını taşımaktadır. Günümüzde ülkeler coğrafyası, devletler coğrafyası gibi adlarla anılan çalışmalar siyasi coğrafya ile çok yakından ilgilidir. Çünkü devletler insanların coğrafi mekanlar üzerinde kurup geliştirmiş olduğu siyasal oluşumlar ve ünitelerdir. Ülke devletin mekânıdır. Her devlet doğar (kurulur) gelişir ve bir zaman sonra son bulur. Devlet adeta canlı bir organizma gibidir.

 

Devletlerin siyasi coğrafyaları olduğu gibi bölgelerin de siyasi coğrafyaları vardır. Mesela Türkiye’nin siyasi coğrafyası ve Balkanların siyasi coğrafyası gibi. İlk konuda Türkiye’nin coğrafi konumu ve komşularıyla olan siyasal münasebetleri ele alınır. İkinci konuda ise Balkan coğrafyasında yer alan devletleri siyasi coğrafyalarından bahsedilir. Devletlerin komşuları ile olan sınırları ve oluşumları siyasi coğrafyanın en önemli konuları arasındadır.

 

2-İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü  60’ lı yıllarda, siyasi coğrafyayı okutulan dersler arasına almıştı. Ders, Ord. Prof. Dr. Ali Tanoğlu tarafından “jeopolitik” adı altında veriliyordu. Tanoğlu’nun ders notları asistanı olan Dr. Süha Göney tarafından “Siyasi Coğrafya” adlı bir kitap olarak 1979 yılında yayınlanmıştır. Bu eser iki ana bölümden oluşmaktadır. I. bölümde “Siyasi Coğrafyada Başlıca Görüşler” başlığı altında, jeopolitik üzerinde eser vermiş ilim adamları ve düşünceleri anlatılmıştır. Friedrich Ratzel (1844-1940), Rudolf Kjellen (1864-1922), Karl Haushofer (1869-1946), Halford Mackinder (1861-1947), Alfred Thayer Mahan (1840-1914), Nicholas John Spykman (1893-1943), George Thomas Renner (1900-1955), Alexander Nikolaievich Prokofiev Seversky (1894-1974) üzerinde durulan başlıca jeopolitik çilerdir. Kitabın ikinci bölümünde “Siyasi Coğrafyada Tabii Amiller” başlığı altında fiziki faktörlerin devletler üzerindeki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.

 

Siyasi coğrafya üzerine yazılan diğer ders kitabı Kâmil Günel’indir. Yazar bir coğrafyacıdır. Kitabı “Coğrafyanın Siyasal Gücü” adı altında 1994 yılında basılmıştır. Kitabın içeriğinde, “Giriş” kısmından sonra “Siyasi Coğrafyada Statik Faktörler” olarak alan, biçim, sınırlar ve konum üzerinde durulmuştur. Kitap, Türkiye’nin Konumuna Genel Bakış bölümüyle sona ermektedir.

 

Jeopolitik ile ilgili eserler veren diğer bir yazar Suat İlhandır (1925-) Korgeneral rütbesinde bir asker olan Suat İlhanın en önemli eseri 1993 te basılan “Türkiye’nin ve Türk Dünyasının Jeopolitiği” dir. Bu kitapta jeopolitik konular 10 ana başlık altında toplanmıştır. İlk altı konu genel jeopolitik meselelere ayrılmıştır. Son dört başlık Türkiye ve Türk Dünyasının jeopolitiği ile ilgilidir.

 

Balıkesir Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyelerinden olan Sönmez, 1994 yılından itibaren “Türk Dünyası Coğrafyası” adlı derslerinde Halford Mckinderin klasik “heartland” teorisi üzerinde yaptığı tenkitleri geliştirerek Ortadoğu ve Türkiye merkezli yeni bir “heartland” görüşü ortaya atmıştır. Görüşlerini 2000 yılında hazırlamış olduğu “Türkiye’nin Jeopolitik Konumu adlı bir makalede dile getirmişse de Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne, yayınlanması için gönderilen makale hakem engeline takılmıştır. Bilahare bu makaledeki fikirlerin, Marmara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. ÖZEY tarafından yazılan ve 2001 yılında yayınlanan Türk Dünyasının Jeopolitik Önemi ve Başlıca Problemleri adlı makalede yer aldığı görülmüştür. İçerde ve dışarıda büyük bir ilgiyle karşılanan bu Ortadoğu merkezli heartland teorisi ile ilgili olarak ileriye sürülen görüşler Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik Türkiye’nin Uluslarası Konumu adlı ilk baskısı 2001 yılında yapılmış olan kitabında genişletilerek işlenmiştir. 1990 lı yıllara kadar Türkiye’nin jeopolitik çevresi olarak Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’dan pek bahsedilmiyordu. Gerek Sovyetler Birliğinin dağılması ve gerekse ABD ve Müttefiklerinin Irak’a karşı yapmış oldukları savaş, Türkiye’nin kendi jeopolitik potansiyelinin farkına varmasını sağladı. Davutoğlu kitabında Sönmez’in de daha önce belirtmiş olduğu gibi Balkanların, Ortadoğu’nun, Kafkasya’nın ve diğer çevre bölgelerin jeopolitik potansiyeli ve anlamı üzerinde geniş bir şekilde durmuştur. Bibliyografyası olmayan bu eserin, yazımında başvurulan bazı kaynaklar dipnotları halinde zikredilmiştir.

 

-Davutoğlu, A. (2002), “Stratejik Derinlik Türkiye’nin Uluslarası Konumu” 8. Baskı, Küre Yayınları, İstanbul.

-İbni Haldun, Mukaddime, çeviren Zakir Kadiri Ugan, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları N: 481, İstanbul 1989.

-İlhan, S. (1993, “Türkiye’nin ve Türk Dünyasının Jeopolitiği” , Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 134, Seri VIII, Sayı: A.1, Ankara.

-Göney, S. (1979), “Siyasi Coğrafya” İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Yayını No: 103,

İstanbul.

-Günel,K. (1994), “Coğrafyanın Siyasal Gücü” Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul.

-Mukaddimeden örnek: c.1 s. 193-194

 

Kaynak: cografya.balikesir.edu.tr/ssonmez/siyasi/ders1.pdf

Not: Hocamızın çalışması kısaltılarak alınmıştır. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

f t g m

Sitemizde bulunan içerikler izin alınmadan başka bir ortamda TİCARİ amaçla kullanılamaz.

Hak sahipleri tarafından talep edilen dosyalar site yönetimine bildirildiğinde kaldırılacaktır.