Copyright 2017 - COĞRAFYA HAYATTIR

Nemlilik ve Yağış

 

A.Nemlilik:

Su yaşamın en önemli öğesidir. Su katı, sıvı ve gaz halinde bulunur. Atmosferde bulunan su buharı havanın nemini meydana getirir. Nem, miktarı sıcaklığa ve zamana göre değişen bir gazdır. Nemin temel kaynağı, denizler, okyanuslar, göller ve bitkilerin terleme yaparak atmosfere verdikleri su buharıdır. Nem miktarının genel dağılışına bakıldığında, Ekvator’da ve kıyılarda fazla, çöllerde, karaların iç kısımlarında ve dağların yüksek kesimlerinde az olduğu görülür. Sıcaklık arttıkça buharlaşmada artar. Buharlaşan suyun çevreden aldığı ısıya gizli ısı denir. Bu ısı tekrar yoğunlaşma meydana geldiğinde açığa çıkar. Nem, aşırı ısınma ve soğumayı engeller, dengeleyici bir rol oynar. Bu durum günlük ve yıllık sıcaklık farklarını azaltıcı bir etki yapar.

 

Mutlak Nem: 1 m3 hava içerisinde bulunan su buharının gram cinsinden ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nemin en fazla olduğu yer Ekvator ve çevresi, en düşük olduğu yerler, kutuplardır. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe mutlak nem azalır.  

Mutlak nem sıcaklıkla doğru orantılıdır.

Basınçla mutlak nem arasında da doğru orantı vardır.

Yükseltiye bağlı olarak sıcaklık ve basınç azalır, bu nedenle mutlak nemde azalır.

Su kaynaklarından uzaklaşıldıkça mutlak nem azalır.   

                                                                                           

Maksimum Nem (Doyma Miktarı): 1 m3 havanın belli bir sıcaklıkta alabileceği en yüksek nem miktarına maksimum nem denir. Hava alabileceği en yüksek neme ulaşmışsa neme doygun hale gelmiştir. Isınan hava genişler, nem alma kapasitesi artar bu nedenle maksimum nem artar. Soğuyan hava daralır, bu nedenle nem alma kapasitesi azalır. Sıcaklık arttıkça havanın taşıyabileceği nem miktarı yani maksimum nem artar. Sıcaklık azaldıkça havanın taşıyabileceği nem miktarı azaldığından, maksimum nem düşer. Sıcaklığın yüksek olduğu tropikal bölgelerde ve sıcak çöllerde maksimum nem fazla, sıcaklığın düşük olduğu kutup çevresi ve yüksek dağlarda düşüktür. Sonuç olarak, sıcaklıkla maksimum nem doğru orantılıdır.

 

Bağıl Nem (Nispi Nem): Havadaki mevcut nem miktarının (mutlak nem), havanın belli bir sıcaklıkta en fazla taşıyabileceği nem miktarına (maksimum nem) oranına bağıl nem denir.

    Bağıl Nem=  Mutlak Nem. 100

                        Maksimum Nem

Bağıl nem ve sıcaklık arasında da ters orantı vardır. Sıcaklık arttıkça bağıl nem azalır.

Bağıl nem ile mutlak nem doğru orantılıdır. Mutlak nem arttıkça bağıl nem artar, azaldıkça bağıl nem azalır.

Bağıl nem ile maksimum nem arasında ters orantı vardır. Maksimum nem arttıkça bağıl nem azalır.

Havadaki mevcut nem miktarı ile maksimum nem arasındaki farka nem açığı (doyma açığı) denir. Nem açığı azaldıkça bağıl nem artar.

Bağıl nem,  kara içleri ve çöl bölgelerinde az, Ekvatoral bölgeler ve su kütlelerinin kıyılarında fazladır. 

B.YOĞUNLAŞMA:

Havadaki su buharının sıvı ya da katı hale dönüşmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın oluşmasında temel şart soğuma meydana gelmesidir. Bağıl nem yüzde 100'e ulaştığında hava kütlesi doyma noktasına ulaşır. Doyma noktasına ulaşmış ya da yaklaşmış havanın sıcaklığı düşmeye devam ederse doyma noktası aşılarak, yoğunlaşma meydana gelir. Bunun sonucunda, su buharı sıvı ya da katı hale dönüşür. Hava kütlesinin, yükselmesi, soğuk bir hava kütlesi ile karşılaşması veya soğuk yeryüzüyle temas etmesi, sıcaklığını azaltır, soğuma meydana getirir.

 

SİS OLUŞUMU VE SONUÇLARI

Yeryüzüne yakın alanlarda bulunan su buharının soğuması sonucunda yoğunlaşarak havada asılı halde meydana getirdiği su damlacıkları veya buz kristallerine sis adı verilir. Stratus bulutunun yerde veya yere yakın seviyede oluşması ile meydana gelir. Sis başka bir ifade ile bulutun yeryüzüne dokunan biçimidir. Sis sırasında yatay görüş mesafesi 1 km.nin altına düşer. Yerle temas eden hava içindeki su buharının yoğunlaşması veya donarak kristalleşmesi sonucu ortaya çıkan çok küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelmiştir. Sis çisenti biçimindeki hafif yağışlara neden olabilmektedir.

Sisler tarımsal ürünler ve diğer bitkiler açısından yararlıdır. Ancak, görüş mesafesini düşürdüğünden, deniz, kara ve hava ulaşımında aksamalara neden olmaktadır.

Sis Çeşitleri:

1.Hava Kütlesi Sisleri: Hava kütlesinin geldiği alandaki sıcaklığın düşük olması sonucunda, sıcaklığının düşmesiyle meydana gelen sislerdir.

2.Kara Sisleri: Açık ve durgun kış gecelerinde yerde ısı kaybı fazla olur, buna bağlı olarak yüzeye yakın hava kütlesinin soğuyarak yoğunlaşmasıyla sis oluşur. Bunlara kara sisleri denir. Gece yoğunluğu artan bu sisler, gündüz havanın ısınmasıyla, öğleye doğru ortadan kalkar.

3.Oroğrafik (Yamaç) Sisleri: Yatay yönde hareket eden nemli hava kütlelerinin yer şekillerinin etkisiyle (yamaçlar) yavaş yavaş yükselerek soğuması sonucunda meydana gelir.

4.Cephe Sisleri: Orta enlemlerde karşılaşan iki farklı hava kütlesinden (gezici basınçlar) sıcak olanın soğuk hava kütlesi üzerinde yükselerek soğuması sonucunda meydana gelen sislerdir.

 

BULUTLAR

 

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar:

  1.Yüksek Bulutlar:

Cirrus

Cirrocumulus

Cirrostratus

2.Orta Bulutlar:

Altocumulus

Altostratus

Nimbostratus

       3.Alçak Bulutlar:

Stratus

Stratocumulus

Cumulus

Cumulonimbus

Yüksek Bulutlar

Cirrus

Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Cirrocumulus

 Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.

Cirrostratus

Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.

 

Orta Bulutlar

Altocumulus

Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Altostratus

Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Nimbostratus

Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

 

Alçak Bulutlar

Stratus

Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.

Stratocumulus

Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.

Cumulus

Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Cumulonimbus

Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Not: Bulutlar konusu kaynak:www.mgm.gov.tr

YAĞIŞ BİÇİMLERİ

Atmosferde bulunan su buharının yoğunlaşarak yerçekiminin etkisiyle sıvı ya da katı halde yeryüzüne düşmesine yağış denir.

A.YÜKSELEN HAVA KÜTLELERİNİN OLUŞTURDUĞU YAĞIŞLAR:

1. Yağmur: Havada, 0°C üstünde meydana gelen, su damlacıkları biçimindeki yoğunlaşmalar yağmuru meydana getirir.

2. Kar: Havada, 0°C altında meydana gelen, buz kristalleri biçimindeki yoğunlaşmalara kar denir.

3. Dolu: Dikey olarak hızlı biçimde yükselen havanın aniden büyük ölçüde (0°C altında) soğuması sonucunda su damlalarının donmasıyla oluşan buz parçacıkları biçimindeki yağışlara dolu denir.

B.HAVANIN SOĞUYAN ZEMİNE DOKUNMASIYLA OLUŞAN YAĞIŞLAR: 

1. Çiy: Havadaki su buharının soğuk zeminlere dokunmasıyla, zemin üstünde su tanecikleri şeklinde oluşan yoğunlaşmalardır. Çiy, 0°C üstünde meydana gelir. Gece ve gündüz sıcaklık farklarının bulunması ve gündüzlerin sıcak olması uygun koşulları oluşturur. Özellikle, ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde sabahları oluşur.

2. Kırağı: Havadaki su buharının 0°C’den daha düşük sıcaklıklarda soğuk cisimler üzerinde, kristaller şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Özellikle sonbahar ve kış mevsimi başlarında meydana gelir.

3. Kırç: Havadaki su buharının 0°C’den daha düşük sıcaklıklarda (-8°C’nin altında)çok soğumuş ağaç dalları, tel, direk gibi cisimlere temas ederek bunların üstünde yoğunlaşmasıyla meydana gelen buz tabakasıdır. Kırağıdan farkı tabakalar halinde oluşmasıdır.

 

OLUŞUMLARINA GÖRE YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ

1.Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar):

Yatay yönde hareket eden nemli hava kütleleri dağ yamaçlarına çarptığında yükselir ve soğur. Bunun sonucunda özellikle yamaçların orta (500 – 1000 m) bölümüne düşen yağışlara orografik (yamaç) yağış denir. Dünya'da en çok görüldüğü yerler, Muson rüzgârlarının etkisinde kalan Güneydoğu Asya’dır. Ayrıca Orta kuşak karalarının batı kıyılarında ve sıcak kuşak karalarının doğu kıyılarıdır. Türkiye'de özellikle, Toros Dağlarının güneybatıya, Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzey ve kuzeybatıya bakan yamaçlarında oluşur. 
 

2.Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları):

Alttan ısınan hava kütleleri, genişler, hafifler ve yükselir. Yükselme sonucunda soğuma ve yoğunlaşma meydana gelir. Bu yağışlara konveksiyonel yağışlar denir.

Dünya'da en çok görüldüğü yer, Ekvatoral bölgedir.(Yıl boyunca). Ülkemizde, İç Anadolu Bölgesi'nde İlkbahar sonları ve yaz mevsiminde oluşurlar. Bu yağışlara kırkikindi yağışları adı verilir.

 

3.Cephe Yağışları (Frontal Yağışları):

Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında sıcak hava soğuk havanın üstüne doğru yükselir. Yükselme sonucunda soğuma ve yağış meydana gelir. Bu yağışlara cephe yağışları denir.

Dünya'da özellikle, Orta kuşakta oluşurlar. Türkiye’de, kış mevsiminde görülen yağışların büyük bölümü cephe yağışlarıdır.

 

YERYÜZÜNDE YAĞIŞIN DAĞILIŞI

Yeryüzünde yağış her yerde farklı miktarlarda oluşur. Yağışın dağılışını gösteren haritalara, eş yağış (izoyet) haritaları denir.

En çok yağış alan bölgeler:

1. Ekvatoral bölge(sürekli termik alçak basınç alanı daimi yükselmeler)

2. Muson bölgeleri(yaz musonları)

3. Orta kuşak karalarının batı kıyılarıdır(batı rüzgârları)

4.Tropikal bölgede kıtaların doğu kıyıları(alize rüzgârları)

En az yağış alan bölgeler :

1. 30° enlemlerindeki çöller (Dinamik yüksek basınç-daimi alçalma)

2. Orta kuşak karalarının dağlarla çevrili iç kısımları

3. Kutup çevreleri 

 

YAĞIŞ REJİMİ

Belli bir merkezde yıl boyunca oluşan toplam yağış miktarının, mevsimlere ve aylara dağılımına yağış rejimi denir.

1.DÜZENLİ YAĞIŞ REJİMİ: Yılın her mevsiminde belli miktarda ve düzenli biçimde yağış düşmesidir. Ekvatoral bölge, Okyanusal iklimler ve yurdumuzda Karadeniz Bölgesi, düzenli yağış rejimine sahip alanlardır.

2.DÜZENSİZ YAĞIŞ REJİMİ: Yağışın mevsimlere düzenli olarak dağılmadığı kurak dönemlere sahip yağış rejimidir. Savan, Akdeniz, Step, Tundra iklim bölgelerinde düzensiz yağış rejimi egemendir.

 

YAĞIŞ REJİMİNİN ETKİLERİ:

1. Bitki örtüsünün zengin ya da fakir olmasını etkiler.

2. Akarsu rejimlerini belirler. Yağış rejimi düzenliyse bölgede bulunan akarsu rejimleri de büyük oranda düzenli olur.

3. Yağış rejiminin düzenli olduğu alanlarda genelde sulamaya gerek kalmaz

4. Akarsu rejiminin düzenli olduğu alanlarda, nadas uygulamasına gerek kalmaz

5. Yetiştirilen tarım ürünlerini ve bunların verim durumunu etkiler.

6. Toprak oluşumunu ve yıkanma nedeniyle topraktaki tuz ve kireç miktarını belirler.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

f t g m

Sitemizde bulunan içerikler izin alınmadan başka bir ortamda TİCARİ amaçla kullanılamaz.

Hak sahipleri tarafından talep edilen dosyalar site yönetimine bildirildiğinde kaldırılacaktır.